AŞK ACISI-GERÇEK ACİL SERVİS DİYALOGLARI(17.09.2010)
Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: /" title="ColdHackers kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag">ColdHackersFacebook'ta Paylaş
AŞK ACISI
Her zamanki acil servis mesailerinden birisi gibi devam ediyordu gün. Bekleyen hastalar muayene olmuş,genç bir delikanlı dışında sandalyeler boşalmıştı. Ama bazen orada birinin oturduğunu bilirsinizde ,dikkatli bakmazsınız.Kaç kişi olduğunu bilirsiniz,ama nasıl biri olduğuna dikkat etmezsiniz. O anda diğer işinizi yapmaya devam edersiniz. O hastanın muayenesine başlamadan önceki durum da böyleydi. Oturuyordu ,sessiz ve sakin bekliyordu. Onyedi onsekiz yaşlarında ,esmer yakışıklı sayılabilecek,giyiminden çok fazla entellektüel birikimi olmadığı anlaşılabilecek ortalama bir delikanlıydı.
Bir önceki hastanın reçetesini bitirmiş ve bekleyen son hasta olan, o gence yönelmiştim ki hastanın oturduğu sandalyede yığıldığını gördüm. Sandalyenin üzerinde yığılmış,kafası öne doğru düşmüş vaziyetteydi.Ağzının kenarından hafifçe tükrük sızmış,gözleri tamamen kapalıydı. Hemen hastanın nefes alıp almadığını kontrol ettikten sonra süratle acil muayene ve müdehale odasına aldım. Hızlı bir şekilde kalp muayenesi yaptığımda kalbinin tıkır tıkır çalışması ,nörolojik muayenesinde vucudunun uyaranlara cevap vermesi rahatlatmıştı beni. Belliki hayati bir durum şu an için yoktu.
Artık daha yavaş ve ne olduğunu anlamaya yönelik muayeneye geçebilirdim. Öncelikle bir iletişim kurmam gerekiyordu,çünkü ne adı, ne yaşı yada ne şikayeti olduğu konusunda en ufak bir bilgiye sahip değildim. Bu 3-4 dakikalık süreç içinde gözlerini de hiç açmamıştı. Eğer bu bir konversiyon ise yani psikolojik kökenli bir nöbet ise bu gibi durumlarla daha önce çok karşılaşmıştım. Bu gibi hastalar genelde gözlerini kapatır ve tıbbi bilgisi olmayan kişileri korkutabilir. Ancak hasta ne kadar da gözlerini kapatsa psikolojik kökenli bu tür nöbetlerde gözlerindeki titremeyi fark ederiz ve bu hastayı ele verir. Bu hasta da gözlerini sıkı sıkı kapatıyordu ve göz kapaklarında ki küçük titreşimler fark ediliyordu. Belikli hastanın şikayeti organik,fiziksel bir şikayetten çok psikolojik kökenliydi.
Hastaya ismini sormak için ilk seslenişlerimden bir cevap alamadım ve bu tür vakalarda sıklıkla yaptığımız alkol solutma uygulamaya karar verdim. Büyükçe bir pamuğun üzerine döktüğüm alkolü burnuna kapatarak alkolün yakıcı ve keskin kokusunu solumasını sağladım. Böyle vakalarda hastalar ilk önce oynatmadığı kafasını sağa sola oynatarak rahatsız olduklarını belli ederler. Bu iyiye işarettir,çünkü hasta girdiği derin kuyudan çıkmak için ilk reaksiyonu vermiştir. Bu vakada da öyle oldu ve önce kafasını oynatmaya sonra inlemeye başladı. Evet hasta yavaş yavaş bana doğru geliyordu. Hemen adını sordum arka arkaya..
- Adın nedir?
- —-
- Adın nedir?
- —-
- Adın nedir?
- Turan
- Ne oldu sana Turan
- Söyleyemem
- Neden söyleyemezsin Turan
- Söyleyemem
- Sen söyleyemezsen ben sana nasıl yardımcı olacağım Turan
- Söyleyemem
- Turan önce gözlerini aç bana bak ve sıkıntın ne ise, seni bu hale ne getirdiyse söyle ki sana yardımcı olayım
- Bana yardımcı olamazsın sana söyleyemem
- Birisinemi aşık oldun Turan .O nedenle mi böyle acı çekiyorsun
- Söyleyemem
- Kaç yaşındasın Turan
- 19
- Ne iş yapıyorsun
- İlçede oturuyorum ,bir iş yapmıyorum
- Hangi ilçe
- Haskır
- Ailen ne iş yapıyor
- Çiftçi
- Pek senin burada ne işin var,kaçta geldin
- Sabah 8 de geldim
- Niye geldin
- O’ nu görmek için
- Kimi görmek için
- Söyleyemem
- Aşık mı oldun ,sevdiği birisimi var.
- O çıksın dışarı
- Kim çıksın
- Hemşire
- “Ben çıkayım doktor bey ,ihtiyaç olursa dışarıdayım seslenirsiniz” dedi, hemşire hanım ve çıktı.
- Tamam Turan hadi nedir derdin söyle bak hemşirede çıktı
- Utanıyorum
- Niye utanacakmışsın oğlum ,utanacak ne yaptın ki
- Birisini seviyorum ve çok acı çekiyorum
- Ne var bunda senin yaşında herkes çekmiştir bu tür acılar,sende çekeceksin
- Ama bu farklı,o nu görmeden bir dakika bile duramıyorum,3 yıldır her gün Diyarbakıra geliyorum.
- Peki Turan haberi varmı senin onu sevdiğinden,söyledin mi bunu ona
- Eline kağıt yazıp verdim.bugün
- Ne güzel işte ne var kendini bu kadar harap edecek,söylemişsinde.şimdi rahatlamışsındır,söyleyemeyecek bir şey de yokmuş ayrıca neden utanıyorsunki
- O’ nun adı Ahmet
- Kimin adı Ahmet
- Sevdiğimin adı Ahmet,eşcinsel hastalığına tutuldum,onu görmeden duramıyorum
- Turan önce şunda anlaşalım hasta falan değilsin ,tamam mı
- Ben hastayım,ailem öğrenirse kendimi öldürürüm. Her şeyden herkesten çok utanıyorum ama Ahmeti düşünmeden edemiyorum,hayatım zehir oldu,nefes alamıyorum onu çok seviyorum.
- Hergün sabah haskırdan gelip onu görüyorum,hep onunla olmak istiyorum
- O ne iş yapıyor
- Telefoncuda çalışıyor
- Kaç yaşında
- 24
- Peki ona söyledin mi,yada nasıl söyledin
- Dedim ya bugün eline kağıt verdim,orda yazdım
- Ne yazdın kağıda
- O’nu çok sevdiğimi,hep onunla olmak istediğimi,ne isterse yapacağımı söyledim
- O ne dedi
- Çok kızdı,eğer bir daha böyle bir şey söylersem beni vuracakmış,ben ne yapacağım şimdi. Ben onsuz yapamam.
- Turan önce şu utanma olayına bir son verelim. Aç gözlerini ve bana bak. Hadi kalk bakayım,hadi kalk ve bana bak. Aç gözlerini
Turan yavaşça, yardımlarımla yattığı sedyeden doğruldu ve gözlerini korka korka açmaya başladı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Yıkılmış ,umudu tükenmiş perişan bir delikanlı duruyordu karşımda .Yaklaşık 1.75-1.80 boylarında ,esmer ,fit vucutlu hafif kirli sakallarıyla yakışıklı sayılabilecek bir gençti. Ama o fiziksel görünüm beynindeki benlikle uyuşmuyordu. Beyni aşk acısı çekmek için başka bir erkeği seçmişti. Duygular aynı,acı aynı ,sevgi yoğunluğu aynı ama hedefteki eşleşme yanlış olmuştu Turanda. 24 yaşında bir erkeği seviyordu ve ona tutku derecesinde bağlıydı. Her anı ,nefes alışı ona bağlıydı. Bu sevgiye karşılık verebilme ihtimaliyle yıllarca her sabah Haskır dan Diyarbakıra gelmişti. Ama Ahmet onun düşündüğü gibi düşünmüyordu. Hatta çok sert tepki göstermişti. Bu gün artık onunla hiçbir zaman birlikte olamayacağının gerçeği ile karşılaşmıştı. Konuşmaya devam ettim
- Bak Turan ,sen hasta değilsin. Ben senin durumunda olan pek çok kişi tanıdım. Bunu senin seçme şansın yoktu. Senin bir erkeğe aşık olman ne ilk nede son olacak,hatta daha önce tanıdığım evlenmiş çocuğu olan bir genç vardı.32 yaşlarında,karısı var,iki çocuğu var,ağabeyleri kardeşleri ile hali vakti yerinde biriydi. Ama o da senin gibi erkek birine aşıktı ve onsuz yapamıyordu. Sebebini o da bilmiyordu ama eşine ilgi duymadığını ve 17 yaşından bu yana kendini erkeklere daha yakın bulduğunu söylemişti. Askerliğimi doktor olarak yaparken başka bir genç, yaşlı dişçi erkek sevgilisini istanbulda bıraktığı için depresyona girmişti ve onun için firar etmeyi düşünüyordu. Yani şunu demeye çalışıyorum,bu bir sapkınlık yada hastalık değildir ama olsa olsa şanssızlıktır. Tabiî ki bunu her önüne gelenle konuşamazsın ama intihar düşüncelerini kafandan çıkartıp o kişiden kurtulmaya çalışmalısın. Yaşın ilerledikçe bu sıkıntıdan kurtulmanın yolunu bulacağını sanıyorum. Ne yazık ki bu konuda sana yardımcı olacak çok fazla insan bulamazsın. Sen ne zaman istersen yanıma gelip bu konuyu konuşabiliriz. Seni dinlerim ama önce göz yaşlarını silip kendine gelmelisin
- Doktor bey bana ahmeti getirebilirmisin. O nu görmem lazım.
- Turan ,Ahmeti getirmem senin sorununu çözmeyecek. Zaten o seni istemiyor, biliyorsun bunu. Tek taraflı aşk olmaz, eğer onu zorlarsan tatsız şeyler olabilir. Yapacağın en iyi şey bu aşkı zamana bırakmak ve onu unutmaya çalışmak
- Ama ben onsuz yapamam,eğer o gelmezse kendimi öldürürüm.
- Kendini öldürürsen kendi mutluluğun ve zevkin için pek çok insanı üzmüş olacaksın. Annen, baban ,kardeşlerin hepsi yıllar sürecek bir üzüntüyle yaşayacaklar. Eğer intiharının sebebini yazarsan bu üzüntüye birde utanç eklenecek. Yıllarca bunun etkisinden kurtulamayacaklar. Yazmazsan bu sefer bütün ailen zan altında kalacak. Acaba Turana bir şey mi yaptılar diye
- Zaten yaptılar ki
- Nasıl yani
- Amcam tecavüz etti bana defalarca
- Ne zaman
- 13 yaşımda
- Şimdi
- Şimdi yok.ilçede, gitti. Bana Ahmeti getirirmisin
- Ahmet yok Turan
- Ben onsuz ne yapacağım
- Yaşayacaksın Turan. Zor olanı seçip,yaşayacaksın. Şimdi ben sana kartımı vereceğim ,hangi konuda olursa olsun sıkıldığın zaman beni arayacaksın. Ahmet ile bugünden itibaren görüşmeyeceksin. Verdiğim ilaçları her gün düzgün şekilde kullanıp ,daha sonra bana kontrole geleceksin. Oldu mu
- Tamam ,ama benden kimseye söz etmeyeceksin değimli.
- Turan merak etme sen. Ben bir doktorum sen söylemediğin sürece ben senden kimseye bahsetmeyeceğim. Bak deftere adını da kaydetmiyorum. Soyadını da bilmiyorum,adresinide. Bana ne zaman güvenin tam olur gelir hepsini anlatırsın. Anlaştık mı?
- Tamam
Yazıda konu edilen olay tamamen gerçek olup,adı geçen kişi ve yer adları tamamen uydurmadır.
Ekim 3rd, 2010 at 19:14
Yine sürükleyici, bambaşka bir hikâye…
Hepimizin başından anlatırken başkalarını etkisinde bırakacağı serüvenler geçmiştir. Ama bunu anlatabilmek, o anı anlattıklarımıza yaşatabilmek… İşte bunu usta yazarlar yapar…
Hocam siz usta bir yazarsınız… Yazılarınız daha sık olursa bir okuyucunuz olarak çok memnun olurum….
Ekim 9th, 2010 at 10:11
Etkileyici.. Hemcinsine ilgi duyan bir gencin çaresizliği yazıya mükemmel yansımış..