aşk nedir
Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: /" title="ColdHackers kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag">ColdHackersFacebook'ta Paylaş
Aşk insanoğlu var olduğu andan itibaren en çok üzerinde düşünülen varlığı da yokluğu da dert olan bir duygu kuşkusuz. Şimdilik duygu diyorum çünkü bana göre aşk bir hastalık veya bilinç altımızın en doğru kişiyi seçme yeteneği. Neden böyle olduğu konusundaki düşüncelerimi isterseniz anlatayım, sonra siz buna katılıp katılmadığınıza karar verin.
İnsan aşık olduğu zaman genellikle daha önce kendi kendine oluşturduğu bütün standart ve değerler çöpe gider bilirsiniz. Yani, sesi cıyak cıyak çıkan bir hanımın sesi, kanarya sesi gibi gelir aşık olana,yada sesi size borazan gibi gelen biri, ona aşık olan için pavarotti gibi olur. Görsel duyularımızda etkilenir, ve saçları mısır püskülü gibi görünen biri, ona aşık olan tarafından ipeksi bir görünümle değerlendirilir, yada cildi portakal gibi olan bir diğeri, ona aşık olan tarafından kadife gibi yumuşak ve mermer gibi pürüzsüz olarak algılanır. Dünya ya bakış açıları da etkilenir bu durumdan. Normalde hiçbir zaman bir araya gelmekten haz almayan dünya görüşlerine sahip insanlar ,aşık olduklarında bunları göz ardı ederler ve bütün bir ömürlerini onunla geçirmeyi göze alırlar. Sizce bu davranışlar şimdiye kadar normal davranışlar olarak algılanabilir mi? Çoğunlukla aşk bittiğinde, aşıklar yeniden görmeye ,duymaya ve yorum yapmaya başlarlar. Olay bu yönüyle beynin geçici bir hastalığı olarak değerlendirilebilir. Tekrar görmeye ,duymaya başladığında, aşk hastalığının geçtiğine delalet edilebilir.
Fakat benim bu konuda asıl inandığım sebep, iç güdüsel seçme yeteneği olarak adlandırılabilir. İnsan beyinsel yetenekleri bakımından canlılar aleminin en üst noktasında yer almakta. Ama gelişim süreci içinde beynimizin daha önce sahip olmadığı bu yüksek yeteneklerin yerine ,zamanında soyunu sürdürebilmek için bazı iç güdü dediğimiz davranışlara ihtiyacı vardı. Yemek ,içmek,üremek gibi. Ama daha sonra insanın beyin gelişimi en üst seviyeye ulaştığında, üremek için iç güdüsel davranışlardan biraz uzaklaştık. Burada şöyle bir örnek verebiliriz. Daha aşağı gelişmiş beyinlere sahip hayvanlar aleminde türe ait en sağlıklı soyu devam ettirmek amacıyla, en sağlıklı çiftlerin birleşmesi gerekmektedir. Bunun tespiti için(en iyi soyun) hayvanların koku ,ses ve bazı bilmediğimiz ama var olduğuna emin olduğumuz faktörlerin devreye girdiğini biliyoruz. Bilirsiniz çoğu hayvan sürülerinde en yakışıklı ve en güzel değil, beyinlerinin tespit ettiği ve onayından geçmiş çiftler soyun devamı için çiftleşirler. Ve üreme bittikten sonra herkes kendi yoluna gider. Bence, insanların beyinleri de birbirlerini kendilerinin de fark edemediği bazı bilinç altı kriterlerle etkileyip,kendisi ve soyu için en iyiyi kişiye bildiriyor ve beyinin gelişmiş bölümleri bir süreliğine devre dışı kalıyor. Örneğin feromenler olabilir veya kişilerin karşılıklı yaydığı bazı frekanslar olabilir veya ten rengi bile olabilir. Sebep ne olursa olsun aşık olduğumuz kişi, genetik olarak bize en sağlıklı soyları verebilecek genetik uyumu olan kişiler olmalıdır. Çünkü beynin istem dışı değerlendirme yapan bölümleri, yani evrimsel gelişimini tamamlamadan önce sahip olduğumuz seçme -değerlendirmebölümleri ,iş başı yapıp “ işte senin için en iyi eş bu” mesajını beynimizin yeni gelişmiş bölümlerine iletmekte. Bu mesajı alan eğitimi ne olursa olsun,ister profesör ister amele, ister doktor ister mühendis, hemen yıllardır aldığı bütün eğitimi ve kuralları bir kenara bırakıp, o kalp çarpıntısı denen hastalık durumun gereğini yerini getirmeye başlıyor. Kimisi bu aşk uğrunda bütün kariyerini feda ediyor,kimisi dağları deliyor kimisi evini barkını dağıtıyor. Size bize göre hiç uymasalar da beynin aşağı bölümleri tarihin içinden gelen doğru kişiyi seçme misyonunu yerine getirerek kişileri bir birine uyduruyorlar. İşte bu dönmede geçici bir hastalık yaşıyoruz. Zaten bu aşk olayının da en çok 18-35 yaş arasında gerçekleşmesi, yani üreme ve doğurganlığın zirve yaptığı dönemlere denk gelmesi bu içgüdünün eseri olsa gerek. Siz bakmayın” yaş aşkı engellemez” yada” aşkın yaşı yoktur” diyenlere. Hiç 20 yaş aşkı ile 50 yaş aşkı bir olur mu?. Elbette bu yaşlarda da münferit bazı aşklar yaşanabilir ama doğurganlık ve üreme çağı olarak aktifliğini yitirmiş, yada azalmış kişilerin karşılıklı aşk nöbetine tutulması çok zor.
Sonuç olarak dostlar, aşk ; alt beyin katmanlarımızın en doğru kişiyi tespit etme yetisidir. Bu doğru kişi modern insan kriterlerine uymuyor olabilir, ama biyolojik olarak diyebiliriz ki en doğru kişi, beynimize göre aşık olduğumuz kişidir. Bu kişiyle meydana gelecek yavrular soyun devamı için en sağlıklı bireyleri oluşturacaktır. Ama üreme olayı geçtikten sonra ve soyun devamı garanti altına alındıktan sonra artık aşka ihtiyaç kalmaz ve insanı insan yapan en son yetenekler devreye girer, yani muhakeme yapma ,sonuçları doğru değerlendirme ,fiziksel kriterler ve ortak bir yaşam sürdürmek için gerekli modern değerler. Görüyorsunuz ya, beynimizi ne kadar geliştirirsek geliştirelim önemli olan soyun devamını sağlayan iç güdüsel davranışlar dır ve bunlar doğru kişiyi tespit ettiğinde hemen devreye girecektir. Fazla nüfusun toplum için ve soyun devamı için bir tehlike oluşturduğuna inanmış toplumlarda aşkın yerini özgür seks ve sığ ilişkilerin almasına şaşmamak lazım. Bunun yanında en derin aşkların hala nüfus yoğunluğunun ve soylarının devamının önemli bir kriter olduğu geri kalmış toplumlarda yaşanmasına da şaşmamak lazım. Biyolojik ve fiziksel olarak en doğruyu bulmanız dileği ile.
Ekim 8th, 2009 at 16:42
Hocam ben ilk sevdiğim insandan karşılık bulamadım. Peki biyolojik olarak benden olacak nesilin sağlıklı olma olasılığı nedir? Veya çok mu büyük bir şans kaçır mışım benden olacak sağlıklı bir nesil anlamında?
Ekim 10th, 2009 at 10:25
Aşk denen olgu hepimizin kapısına en az bir kere uğramıştır. Peki neden aşık oluruz? Bizi karşı cinste etkileyen nedir?sayın hocam
Ekim 10th, 2009 at 13:04
dostum benim teorime göre aşk ile mutlu bir yaşamın alakası yok olursada tesadüfidir ve iyi birşey dir.Söylemek istediğim şu ki eğer illaki sağlıklı nesiller istiyorsan bir sonraki aşk nöbetini beklemek zorundasın ama mutlu bir beraberlik için aşkın olmazsa olmaz olmadığını belirtmek isterim tamda tersi aşk uzun ve mutlu bir beraberlik için insanı yanıltabilir.çünkü bana göre aşk istem dışı çalışan beynimizin en iyi genetik uyumu seçme yetisidir.fakat uzun bir beraberlik için bu bişey ifade etmez
Ekim 10th, 2009 at 13:10
sevgili dostum yazı en azından benim aşka bakış açımı ifade ediyor.sorduğun sorunun cevabı yazının içinde zaten var ama tabi benim aşk tanımım biraz daha biyoteknik olduğu için anlaşılması zaman alabilir.daha önce dediğim gibi uzun ve mutlu bir beraberlik istiyorsanız aşk kesinlikle ilk değerlendirilmesi gereken parametre değildir,bana göre aşk ın nedeni tamamen alt beynimizin evrimleşmeden önce kalmış en eski seçme yeteneklerinin bir yansıması.şimdi en iyi eşi seçmek için iyi bir kromozom uyumundan daha önemli kriterlerimiz var onun için evlilik gibi uzun süreli beraberliklere kara vermeden önce mutlaka başka faktörleride göz önünde bulundurun
Ekim 11th, 2009 at 16:02
Hocam sorumu yanıtladığınız için teşekkür ederim. Keşke daha önce karşılaşsaydım yazınızla; çok koştum peşinden… Sonuç hüsran… Hep kafada şu vardı… O olmazsa bu hayat olmaz, bütün evren boş, mutluluk bir hayal vs… Fakat sanırım anlık bir bilinç altı oyunu beni epey bağlamış o insana…
kaybeden benim… kaybettiğim onca zaman… halen var mı bir ilgili o insana karşı?
olmaz mı?!
ne yapalım bilinç altı grur da dinlemez, biyoloji ve bilimde dinlemiyor.
YILLARCA GÖZYAŞI DÖKSEN NE FAYDA
YOLUNDA DAĞ OLSAN ÇÖKSEN NE FAYDA
KALBİNİ YERİNDEN SÖKSEN NE FAYDA
SEN ONA ÖLÜRSÜN O BAŞKASINA
BİR BAŞKA SEVDA BU BİR BAŞKA FASIL
KİM BİLİR BİR DAHA NEREDE NASIL
İNSANI YIKAN DA İŞTE BU ASIL
SEN ONA KOŞARSIN O BAŞKASINA
NE GARİP DÜNYA BU NE ACI HAYAT
SEN ONA YANARSIN O BAŞKASINA
UĞRUNDA BİR ÖMÜR VERSEN DE HEYHAT
SEN ONA AĞLARSIN O BAŞKASINA
Ekim 12th, 2009 at 19:07
Hocam beyninin bu alt kısmı uyarılmayanlar için tavsiyeleriniz nelerdir. Benim sorum bu ,tamam kabul ediyorum evrimleştiğimi ve beynimin normalden gelişmiş olduğunu. Ama biraz da mantıklı insan modundan çıkıp aptallaşmak istiyorum (kafayı duvara falan mı vurmak gerekiyor bilmem ki) bu derdime çare bulursanız duacı olurum hocam.
Ekim 12th, 2009 at 20:59
Aşk; Bazen sağnak yağışlı bir yağmurun altında delice koşmak” olur bazen Çok gururlu,bazen çok utanmaz,bazen çok heyecanlı,bazen çok sıkıcı,bazen haddinden fazla güzel ve bazende haddini aşan ve güzelligi sadece isminden ibiret olan bir duygu yada (kavram)…
SADECE DUYGUMU YANSITTIM…
Ekim 13th, 2009 at 11:05
sevgili domates yada sebze çorbası ,senin için yapabileceğim bişi yok,sadece bekleyeceksin.Elbette sende ilgili bölge genlerini harekete geçirecek biriyle karşılaşacaksın.Ama beynin fazla gelişmesinin de böyle handikapları var işte.Aşkla entellektüel kapasite ters orantılı.Elbette entellektüel gelişimi zirve yapmış kişiler aşık olamaz demiyorum ama sıklığı biraz az.Galiba derbeder ve arabesk kültürde köşebaşında gördüğü her kıza aşık olma yeteneğinin de bundan kaynaklandığını sanıyorum.Yinede bunu yaşamak için kafanı duvarlara vurmanı tavsiye etmiyorum.
Ekim 13th, 2009 at 15:59
AŞK bu üç harflik kelimeyi ne kadar kolay telafuz ediyoruz. Ama içine girince o kadar kolay olmadığını yaşayınca görüyoruz. Aşk karşı insle hayatı birleştirmek için çok da doğru bir duygu değil…Dediğiniz gibi aşık olduğumuz kişi modern insan kriterlerine uygun olmayabiliyor çoğu zaman.
Yazdığınız konuyla ilgili sizinle hem fikirim…
Ekim 19th, 2009 at 21:43
Ewet aşk, uzun ve mutlu beraberlik için insanı kesinlikle yanıltır…
Aralık 3rd, 2009 at 01:12
AŞK VARYA AŞK OOOOOOOOO
ADAMI KANSER EDER
NERDEYDIN.O KİMDİ.NİYE ONLA KONUŞTUN.ROMANTİK OLL,BENİ SEVİYORMUSUN (NEKADAR) DAHA NELER NELER GELDE KANSER OLMA
Aralık 6th, 2009 at 22:03
her sevdigin şey aşk deildir tutuldugun şeyde aşk deildir mutlu ve uzun bir beraberlik yaşadıgın kişi de aşk deildir.Aşk çok uzaklarda bulunması çok basit bir okadarda güneşe ulaşamayacagımız kadar uzaktır.Aşk onsuz nefes alamamak almak ama alamak gibi dir:)AŞK ACI ÇEKTİGİNDE ONUN DA YÜREGİNİN AÇIMASI DEMEKTİR.HİS EDİLİRSE BU AŞKTIR.LTF AŞKI BASİTE ALMAYIP BUNU HAK EDENE YANSITMALIYIZ BİZ ACI ÇEKERKEN ODA ACIMIZI HİS ETMELİ.KISACASI BEN OLMALI…!!! (ayrıca hocam yine sizi tebrik ederim yaratıcılıkla öndesiniz )saygılar
Şubat 21st, 2010 at 03:14
İnsanlar neden aşk hakkında o kadar atıp tutar, bir taraftan yere atırıp, öbür yandan yere göğe sığdıramaz? Neden bir gün önce aşık olduğundan dolayı bulutların üstünde gezen biri, bir kaç gün sonra aynı kişi yüzünden yerin bir kilometre altına girer ya da dünya başına yıkılımış gibi hisseder?
Nisan 8th, 2010 at 15:13
aşk ın tanımında nedensizlik vardır,mantıksızlık diyenlerde çıkar.. o değildir budur diyemezsiniz bi tanımsızlıkta gizlidir.ondan bundan dolayı var olmaz,vardır zaten çıkarılmayı bekler sadece.belki çıkmıştr da haberiniz yoktur o da olabilir.. ne soyuttur ne de somut.. bir ara formun bile arasında olabilir.vardır diyemezsiniz ki hissedersiniz.bir kadına bir erkeğe aşılayıp vucuda geçirmek istersiniz.ondada başarılı ya olursunuz ya da…