19 Kas 2009
domuzun gribi ile yan,alt ve üst etkili aşısı
Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: GüncelFacebook'ta Paylaş
Sevgili dostlar, bugün son dönemlerin güncel konusu domuz gribi aşısı hakkında konuşalım isterseniz biraz. Çünkü neredeyse kimle iki çift laf etmeye kalksak konu dönüp dolaşıp bu aşıya geliyor. Ve doğrusu dostlar son günlerde yaşananlar beni çok güldürmeye başladı. Durum öyle komik bir hal aldı ki bu aşı ile ilgili yediden yetmişyediye artık herkesin bir fikri var. Madem herkes bu konuya maydonoz olmuşkene biraz da biz bişeyler anlatalımda kafası karışan dostların kafasını iyice karıştıralım.
Son günlerde hastanede kimi görsem adeta yolumu çevirip “hocam ne olacak bu aşı durumu” deyip cevabıda kendisi verir oldu.”ben yaptırmayacağım”. İyi de kardeşim yaptırmayacaksan yaptırma bana niye soruyorsun o zaman. Şimdi işin komiği bunları bana soranlar hastahanenin en riskli grubunu oluşturan temizlik personeli, yardımcı sağlık personeli ,ve diğerleri. Genelde diyalog şöyle gelişiyor
- Hocam merhaba, aşı konusunda siz ne düşünüyorsunuz
-ben yaptırdım kardeşim
-vallahamı( sanki ötenazi iğnesi vurdurmuşum gibi gözler hayretle açılıyor)
-ben yaptırmayacağım hocam.baksana başbakan bile yaptırmıyor
-iyi güzel ,karar senin tabii ister yaptır ister yaptırma.
-yan etkileri çokmuş,yaptırmayacağım
-doğru sen bilirsin,
Dostlar gün içinde yaptığım görüşmelerin büyük bölümü böyle ,aşağı yukarı. Burada o arkadaşa “birader sen kendini başbakanla niye bir tutuyorsun ,sen kafayımı yedin yoksa kendini başbakan gibi falan mı sanıyorsun. Sen olabilecek en riskli işte çalışıyorsun . Başbakan gelip senin yanında hasta dosyaları mı düzenliyor, yoksa temizlik mi yapıyor. Sen hergün burada yüzlerce hasta insanla muhatap oluyorsun, hergün muhtemel virüs taşıyıcısı insanların elleri ile dokunduğu dosyalar ,öksürükleri ile kirlettikleri eşyalara dokunuyorsun” diye sormak isterdim, ama millette bir hava bir hava başbakan yaptırmıyor bende yaptırmıyorum. Hadi bu temizlik personeli,hamşire,yardımcı sağlık personelini anladık, kendini başbakan sanıp aşıya tepki gösteriyor peki ya anlı şanlı bazı doktorlarımıza ne demeli. Hiç bir rasyonel temele dayanmayan, gerçekleşme ihtimali belkide hiç olmayacak yan etkiler üzerine yaratılan spekülasyonlarla ben aşı falan olmam diyen camianın imamlarına ne demeli. Bizim tıp aleminin imamları böyle yaparsa cemaatin her türlü şeyi düşünüp söylemesi mübah değilmi. Sen akşama kadar yüzlerce muhtemel virüs taşıyıcısı ile ilgeleneceksin sonra eve gidip çoluk çocuğunla sarmaş dolaş olacaksın sonra ben doktorum diyeceksin. Hakikaten komik bir ülke olduk.
Son durum karşısında kendimi gülmekten alıkoyamadığım başka şeyler de yok değil hani. Örneğin yaşadığım şehirde özellikle erkeklerimizin yürüken vazgeçemediği (zaman zaman kadınlarında yaptığı gibi) tükürük senfonisi. Değişik senfonik sesler eşliğinde, farklı tınılarla , farklı miktar ve renkte etrafa tükürük saçma alışkanlığının bu kadar yaygın olduğu bir kentte insanların aşı konusundaki bu duyarlılığı doğrusu beni çok güldürüyor. İnsanlar içlerindeki
her türlü hastalık virüs bakteri ne varsa çekinmeden etrafa saçmakta özgür ve bizde kuruyup toz olan bu muhtevayı içimize almakta hürüz. Ondan sonra “yok abi ben aşı yaptırmam ne olur ne olmaz,hasta falan oluruz “. Kardeşim zaten hastasın sen daha fazla hasta olamazsın ki.
Açıkta satılan her türlü tozun toprağın yağmur gibi yağdığı yiyecekler varken,sabah kahvaltısı yerine içinde ne olduğu belli olmayan yiyeceklerle karınlar şişirilirken, herkesin içtiği bardaklarla yollarda şerbetler içilirken, 3-5 tl ye içinde et olduğu iddia edilen sucuk,sosis ,salamlar pazarlarda serbestçe satılırken, ne yedirildiği belli olmayan hayvanların etleri kontrolsüzce satılırken, hiçbir eğitim verilmemiş çiftçinin ürettiği bol hormonlu,suni gübreli sebzeler ortalıkta satılırken dahası küçücük bedenlere verilirken ,avrupanın iade ettiği yüksek kimyasal ihtiva eden ürünler iç piyasaya pompalanırken,aşı konusunda halkımızın takındığı bu yüksek duyarlılık hakkatten takdire değer bir durum.
Peki o zaman neden başbakan “ben ve ailem yaptırmayacağız ” dedi. Ben size söyleyeyim neden olduğunu.
1. Başbakan risk grubunda değil. Sizin gibi her gün bir sürü hasta ile muhatab olmuyor.
2. Mutlaka başbakana yaranmak isteyen bir iki tane danışmanı vardır. Onlar bu konuda önemli bir şeyler üretmek adına “başbakanım bu aşının yan etkileri var, biz sizin bu aşıyı olmanızı önermiyoruz” demişlerdir.
3. Başbakanın geniş halk kesimlerinin kafasını belli bir kaç konuya yönlendirip bir süre suni gündem oluşturma taktiği olabilir
4. vatandaşının zaraına yol açabilecek en ufak bir ihtimalde dahi dürüst davranıp “bakın işte ben size daima hep en doğruyu söylerim sizden bir şey saklamam” mesajını iletmek itemiş olabilir.
Bşbakanın aynı duyarlılığı piyasada satılan kalçadan ve damardan yapılan antibiotikler ve ağrı kesiciler içinde göstermesini bekliyoruz. Örneğin vatandaşa şöyle hitap edebilir. “Ben ve ailem asla antibiotik penisilin vurdurmayız,ayrıca kimse bana damarda ağrı kesici yapamaz,kanser falan olursam allah korusun asla anti neoplastik kanser ilacı kullanmam çünkü vucudu mahvediyor, çok şiddetli ve ölümcül yan etkileri var”gibi. Gerçi zaten doktorlara güvenmediğini ve enjeksiyonları hemşireye yaptıracağını söylemişti ama aşı konusunda bu kadar çok insanın kararına böyle etki etmemeliydi diye düşünüyorum. Oysa şöyle diyebilirdi,”sevgili vatandaş ben aşı yaptırmayacağım çünkü zaten pek toplum içinde değilim ,bizim ortamlarımız daha steril ama ey doktorum ey hemşirem ,öğretmenim, polisim, adliye çalışanları, hapishaneler, askeri birlikler, öğrenciler siz toplu yaşam alanlarında büyük risk altındasınız, aşı olayına benim gibi bakamazsınız, karar sizin ama tehlikede büyük, ona göre tedbirinizi alın”. Şimdi gerçekleşmesi çok az bir ihtimal olan yan etkilerin bu kadar ön plana çıkartılması ile başbakanın söylediklerinden etkilenen milyonlarca insan aşıdan vazgeçti. ve daha kış gelmedi, bu grib başbakanın yaptırmayın fetvası ile aşıdan vazgeçen kaç can alacak bunu hepimiz göreceğiz. Ama toplumsal kurallar ve çevre temizliği konusunda son derece ileri olan ülkelerde bile bu virüs sorun olmaya devam ederken bizim gibi ,tarihten gelen temizlik kültürünü bir kenara bırakıp toplumsal temizlik kurallarında gerileme kaydeden ülkelerde ne büyük sorunlar oluşturacağını tahmin etmek zor değil.Ama eğer ağır kış şartları baş gösterip bu virüsün aldığı canlar binlerle telafuz edilecek boyutlara ulaşırsa, asıl o zaman sayın başbakan ın sağlık danışmanlarını görmek isterim doğrusu. Hepinize domuzun gribindende etindende uzak sağlıklı günler dilerim.
Kasım 19th, 2009 at 14:38
Sayın hocam,
Yazınızı ilgiyle okudum. Karşılaştığınız bu durum pek iç açıcı değil. Türkiye’den bir kesimi anlattınız. Sizin gibi olayları irdeleyip iyi analiz edemeyen insanların en çok haşır neşir oldukları şey medya’dır. Haşir neşir olunan şey insanı bu hale getirmiştir. TV1TV2 virüsü resmen! O ekran karşısında gördüklerimiz bizi doğal halimizden çok uzaklaştırıyor. Kendimizi unutuyoruz. Dediğiniz gibi kendimizi başbakanla aynı kefeye bile koyabiliyoruz. Komplekslerimiz, havalara girmelerimiz, sindirilmemiş bir eğitimle birşeyler bildiğimizi sanıyoruz. Yazdığınız yazı domuz gribiyle ilgili bilgilendirme yazısı niteliği taşıdığı için teşekkürler. Aydınlattınız bizi. Fakat şunu söylemeliyim bu halde olmamız Medya’nın bizim üzerimizdeki etkisi > Eğitimin bizim üzerimizdeki etkileri. Bu dengesizlik değişmedikçe paranın da malında mülkünde kimseye faydası olmaz. Dolayısıyla kan ağlayan yaramız bizim anca böyle zamanlarda ortaya çıkıyor. Domuz gribi yayılıyor. Vatandaşın aldığı eğitimin, sindirilmemiş bir kültürün açıkları hemen ortaya çıkıyor.
Kasım 19th, 2009 at 16:02
çok güzel yorum olmuş umarızki en az kayıpla atlatırız… Saygılar
Kasım 19th, 2009 at 19:46
SAYIN HOCAM FİKİR VE DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZE AKTARDIĞINIZ İÇİN TŞK EDERİM..VAROLAN KARANLIK BİR YOLDA SİZİN GİBİ AYDIN İNSANLARIN BİZE EŞLİK ETMESİNİ HEP İSTERİZ…..SAYGILARIMLA
Kasım 19th, 2009 at 21:52
Her ihtimale karşı kendini kurtarmaya odaklamış bir başbakanımız var. Hani ola ki milyonda bir yan etki TR’de bir hastada görüldü, kendini sıyırma politikasını önceden çizdiği için sayın başbakan “ben demiştim” demenin hazzını yaşayacaktır. Ancak farkında değil sanırım ölü sayısı her geçen gün artıyor. Hesabı bu kez yanlış yapmış olmalı.
Ocak 4th, 2010 at 23:49
Domuz Gribi Aşısı Olmayın ÖLÜRSÜNÜZ
03.01.2010 21:33
‘ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedefliyor’ diyen Finlandiya’nın eski sağlık bakanı Rauni Kilde’ın domuz gribi ile şok açıklaması:
Finlandiya eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde domuz gribi ilgili öyle bir açıklama yaptı ki, hastalıkla ilgili bilinen ve kamuoyuna yansıyan tüm gerçekleri alt üst edecek türden. Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu son derece iddialı sözlerle vurgulayan Dr. Kilde, “Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi.
Bu düşüncenin eski ABD Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg Toplantısı’nda bu kararın alındığını belirtti.
Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.
İŞTE O OLAY AÇIKLAMANIN VİDEOSU >>> TIKLAYIN!
Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde, “Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir” açıklamasında bulundu.
Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü; “Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?”
Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.
Ocak 8th, 2010 at 02:26
sevgili dostum; Ramazan
Yorumunu okurken toplumsal paranoya ve komplo teorilerinin ne boyutlarda yayıldığını ibretle anlamış bulunuyorum. Futbol kuralları üzerine yazıma yaptığın yorum ise yazının iki katı ve derin siyasi analizleriyle günlerce tartışılacak nitelikte. Her yıl zaten milyonlarca kişinin yaptırdığı mevsimsel grib aşısını “toplumsal zehirleme ” amacıyla sessiz sessiz yapıyorken, neden başka bir aşıya gerek duyulsun ki. Artan nufusun kontrolü amacıyla “toplu zehirleme” uygulanacaksa zaten doğumdan itibaren onlarca rutin aşı uygulaması var. Hemde hiç göz önünde olmadan,sessiz ve derinden milyonlarca kişiyi zehirle gitsin. Gerçi doğu toplumlarında nufus kontrolü için bu gibi “aşırı gelişmiş zeka pırıltılı planlara” zaten gerek yok. Kötü yaşam koşulları,enfeksiyonlar,tren ,feribot ve trafik kazaları, kısa yaşam süreleri ,savaşlar,demokrasi oyunları derken
kendi kendilerine kontrolü sağlıyorlar. Ama adamlar kendi toplumlarındaki nufus kontrolü için bu zehirli aşıları üretip,kendi çoluk çocuklarını zehirlediklerini söylüyorsan onu bilemem.