EVRİM-DİN ve DARWİN-1(30.03.2011)
Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: BilimFacebook'ta Paylaş
Evrim teorisinin bazı çevrelerce din düşmanlığı gibi algılandığı güzel ülkemizde,evrim ve din kavramlarının birbirinin düşmanı olmadığını anlatmak elbette cesaret ister. Fakat biz yinede bu konuda da bir şeyler söyleyelim istedik.
Her şeyin kökeninin tek bir hücreden yada atadan çeşitlendiğine inanmayabilirsiniz elbette. Ama bu evrimin olmadığı anlamına gelmez, o zaman parsiyel olarak da evrimi kabul edebiliriz. Ayrıca bugünkü çeşitliliğin oluşmasında evrim ve doğal seçimin rol oynaması Allahın varlığını veya büyüklüğünü azaltmaz, tam tersi bir bakış açısıyla tek bir atadan üreyen ve gelişen bu çeşitliliğin, Allahın veya yaratıcının gücüne ve büyüklüğüne saygımızı daha fazla artırır. Hele hele son zamanlarda moda olan illüzyonlarla,karpuzun ortasında Allah yazısını keşfetmekle yada koyunun sırtında,ağacın kabuğunda,.havadaki bulutta,biberin sapında,patlıcanın göbeğinde,peteğin ortasında Allah yazısını keşfetmekle, Allahın varlığını kanıtlamaya çalışan saçmalıklardan daha az mantıklı değil. Yüce yaratıcının varlığını hissettirmek için bu tür araçlarla imzasını açığa vurmasına inanmak her şeyden önce inandığın bütün değerlere ters düşmektedir. O nun varlığını hissetmek için bu tür asparagas mucizelere bel bağlayanların elbette evrimin içeriğini anlamaları söz konusu olamaz.
Evrimin ve onun doğadaki izleri üzerine kafa yoran bilim insanlarının, bazı çevrelerin anladığı gibi-yada anlamadığı gibi- din yada yaradılışın dini argümanlarının çürütülmesi gibi bir hedefi elbette ki yok. Evrimin, aslı bir din adamı olan Darwin ile özdeşleştirilmesi de yine aynı ölçüde bugünkü bilim adamlarına haksızlık. Allah bütün bir canlılık aleminin şifrelerini içeren bir ana DNA zincirini dünyamıza serpmiş ve canlılığa izin vermiş olabilir. Ama konu o da değil. Nasıl başlarsa başlasın evrim nereden tutarsan oradan devam eder gibi görünüyor.
Canlıların milyonlarca yıl evvelki atalarını takip etmek, emek,sabır,para,bilimsel tarafsızlık,ileri teknoloji ve elbette ki bilime saygıdan geçmektedir. Örneğin denizde yaşayan balinaların midelerinin,günümüz geviş getiren otçulları gibi odacıklı olması,denizdeki yüzme hareketinin karasal memeliler gibi olması,gelişmemiş yada körelmiş arka ayak kemiklerinin keşfedilmesi ancak ileri bilimsel araştırmalarla anlaşılabilirdi. Suyun içinde yaşayan dev bir canlının karasal bir atadan evrimleştiğini ancak yeni yeni öğreniyoruz. Şimdi bunun dine ters olan tarafı nerede. Tek tek bütün canlıları yaratana mı ,yoksa bütün canlıların şifresini ve devamlılığını içinde barındıran tek bir ana hücreyi yaratana mı boyun eğersiniz. Ben kendi adıma bütün bir kainatın yaratıcısına,dünyaya serptiği tek bir tohumuda bütün canlıların şifresini sıkıştırdığı için boyun eğerim. Ki o tohumdan bugün gördüğümüz ve görmediğimiz tüm canlıların şifresini bulabiliriz. Hepimizin aktif veya aktif olmayan genlerinde tarihteki bütün canlıların şifresi kayıtlı elbette. Bu bizim geçmişte maymun olduğumuz,yada geçmişte bir yerlerde toprak solucanı ile kardeş olduğumuz anlamına gelmez. Bu öyle tasarlanmış ,bu öyle muhteşem bir şifre ki tarihin milyonlarca yıllık yolculuğunda kah bir solucan,kah bir zürafa,kah bir insan oluyor. Milyonlarca türün tek bir genetik şifreye sıkıştırılması da ancak yüce yaratıcının büyüklüğü ile izah edilebilir. Ve gerisi evrimin işi
Sonuç olarak dostlar “evrim” kelimesinden dine edilmiş küfür gibi rahatsız olmanıza gerek yok. Yüce yaratıcı her şeyi yaratma gücüne zaten sahip. Ben her şeyi tek tek yarattım demiyor ki. Daha iyisini yapma gücüne sahip.Kendi kendini üreten ve çeşitleyen tek bir mucize tohumu yaratma yetisine sahip. Gerisi doğanın ve evrimin milyonlarca yıllık sabrına kalmış. Bize düşen bu yolculuğun ara duraklarındaki doğru sırayı anlamaya çalışmak. Şimdi söyleyin evrim yinede dine karşı ,yada yaratıcının büyük gücüne karşı bir düşman gibi algılanıyormu kafanızda.
Mart 30th, 2011 at 22:39
Bu yazıyı okuduktan sonra kafamda soru işaretleri oluşmaya başladı doğal olarak. Acaba Kuranı kerimde ve diğer Kitaplarda yer alan türlerin,var oluşların bazı değişmezliklerinin geçersizliğini mi ortaya koymakta mı bilim.Aynı zamanda insanın hayvanlardan türediğini söylemek
bütün canlıların ve evrenin bugün olduğu şekliyle 6 günde yaratıldığını doğrulamaktamıdır evrim.
din ve bilim kavgası bunlardan mı çıkmakta.kafam çok karıştı
Mart 30th, 2011 at 22:51
metin evrim torisini ben çürüttüm
Mart 31st, 2011 at 00:00
1. EVRİM EVRENLE,DÜNYANIN KAÇ GÜNDE YARATILDIĞI İLE UĞRAŞMAZ.EVRİM TÜRLERİN, DOĞAL ÇEVRENİN ETKİSİYLE DEĞİŞEBİLDİĞİNİ VE SOYLARINI SÜRDÜREBİLMEK İÇİN UYUM GÖSTERMELERİ GERKTİĞİNİ ANLATMAYA ÇALIŞIR VE BU HİÇBİR DİNSEL ÖĞRETİ İLE ÇAKIŞMAZ. ŞÖYLE DÜŞÜNEBİLİRSİN EĞER UZAY BOŞLUĞUNDA BİR GEMİDE BİRKAÇ NESİL YAŞAMA ŞANSIMIZ OLSAYDI BELKİDE BİZDEN TÜREYEN SOYLARDA BİR SÜRE SONRA AYAKLAR KÖRELİP SADECE BELİMİZE KADAR VUCUDUMUZ OLUŞURDU.ÇÜNKÜ UZAY ORTAMINDA AYAKLARA İHTİYACIMIZ OLMAZ. İŞTE BİR YENİ TÜR BÖYLE OLUŞUR. ŞİMDİ BU AYAKLARI OLMAYAN YENİ TÜRÜN DİNSEL İNANÇLARINDAN VAZGEÇMESİNİ GERKTİREN BİR ŞEY VARMI. ELBETTE YOK. İNSAN GENE İNSAN,DİN GENE DİN AMA UZAY ORTAMINDA BACAKLARA İHTİYACI OLMADIĞI İÇİN EVRİMLEŞTİ VE YENİ BİR TÜR OLUŞTU. ANLATABİLDİMMİ ACABA
Mart 31st, 2011 at 20:30
Yani evrim sadece dünya üzerinde, doğanın ve ekolojinin canlılarla nasıl bağlantılı olduğundan bahsetmektedir anladığım kadarıyla.bilgileriniz için tşk