HAYATIN KAYNAĞI “GÜNEŞ” VE FOTOSENTEZ(25.05.2011)
Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: BilimFacebook'ta Paylaş
Okul yıllarında,biyoloji derslerinde duymuşuzdur çoğumuz bu terimi. Adı fotosentez. Ama pek çoğumuz bu olağanüstü reaksiyonlar dizisinin dünyada hayatın devamı için olmazsa olmaz olduğunu bilmez. Burada ortaokul-lise müfredatının bir tekrarını anlatacak değilim elbette size. Ama bu olağanüstü olayı ve güneşi, daha güncel ve anlaşılabilir örneklerle kısaca anlatmak istedim
Fotosentez,aslında bir change-exchange olayı arkadaşlar. Yani dünyada canlıların canlı kalabilmesi,hareket,edebilmesi,düşünmesi,büyümesi,gülmesi,ağlaması kısaca her şey için enerji lazım. Peki bu enerjinin kaynağı nedir. Yani arabanın yürümesi için petrole ihtiyacı olduğunu herkes bilir, ama onu toprağın altından çıkartıp arabana koyarsan yürümez araban. Çünkü araban onu öylece kullanmak için tasarlanmamıştır. Benzine veya diesele dönüştürüp arabanın anladığı şekle çevirmen gerekir. Şimdi biz canlılarda enerji için yemek yeyip onu vücudumuzun anladığı dile çevirmeliyiz.
Pek enerji nerede? Enerjinin kaynağı dünya için güneştir arkadaşlar. Yani dünyadaki tüm canlıların bataryası güneştir. Ve bu batarya öyle bir şarj edilmiş ki ,4.5 milyar yıldan bu yana batarya daha ancak yarıya gelmiş durumda,ve en azından bizim için anlamlı olacak bir zaman dilimi içinde bitecek gibi görülmüyor. Tamam güneş dünyada ki her şey için enerji kaynağı ama biz canlılar onu nasıl kullanıyoruz. Yani vücudumuz sıcak su üreten güneş enerji sistemlerinin güneş paneli değil ki,çatıya yada balkona çıkıp vücudumuzu güneşe dönüp enerji depolayalım. İşte fotosentez burada yardımımıza yetişiyor.Güneşin asla direkt olarak kullanamayacağımız enerjisini bizim için kullanılabilir paketler haline getiriyor.
Şöyle de düşünebiliriz. Ülkemizde kullanılan para birimi TL. Ülkemizde nereye gitseniz TL çıkardığınızda onu herkes tanır ve siz işinizi görürsünüz. Ama söz gelimi komşuya gittiniz,mesela Yunanistana. Çıkarıp TL verseniz kimse bir sakız bile vermez,bir cep dolusu TL sahibi olsanız işe yaramaz. Çünkü onu Euro para birimine çevirmeniz gerekir. Hayat da böyle ,güneşte kullanabileceğimizden kat kat fazla enerji var ama ,önemli olan onu vücudumuzun anladığı türden bir enerji birimine dönüştürmek. Bunu bizim için yeşil bitkiler yapıyor bu dünyada. Kullandıkları mekanizmada fotosentez mekanizması. Toprağın suyunu ,havanın co2 ini alıp güneşin enerjisini şekerde depoluyorlar. Yada isterlerse yağ şeklinde,yada protein şeklinde. İşte bizim vücudumuzun anladığı dil bu,yani şeker yağ veya protein. Gördüğünüz gibi güneşin dünyamızın üzerine gönderdiği ışığın içindeki enerji ,bizim vücudumuzun kullanabileceği organik bileşiklere döndürüldü. Bizler ise yani insanlar ,artık onu rahatlıkla kullanabiliriz. Hatta güneşin enerjisini yapılarına aktaran bitkileri yiyen , hayvanlarıda biz yiyoruz.
Gördüğünüz gibi milyonlarca kilometre ötede olan bataryamızın enerjisi, kimsenin ciddiye almadığı otlar ve yeşillikler sayesinde çevriliyor. Bitkiler alemi bu gün bizim çözmeye çalıştığımız ve kullanmak istediğimiz hidrojen enerjisini topraktan aldıkları suyu elektron ve protonlarına ayırarak ,akıl almaz bir tasarımla güneş enerjisinin aktarımında kullanıyorlar. Bu gün ileri teknoloji,hidrojen gibi doğanın en küçük atomunu depolamak için bile türlü yöntemlerle uğraşa dursun, yolda üstüne basıp geçtiğin ot bile ,sahip olduğu fotosentez ile hidrojeni elinden kaçırmadan,şeker ,yağ,protein yapabiliyor. Suyu alıp elektron ve protonlarına ayırabiliyor,ve kendi minik kimya laboratuarında senin ve tüm canlıların yiyebileceği ve enerji olarak kullanabileceği organik besinleri üretebiliyor.
Evet dostlar ,etrafınız daha dikkatli bakın. Doğa insanlar olmadan kendi kendine yetebilecek ve dünyamızı bir cennete çevirebilecek tüm yeteneklere sahip. Ama insan ruhunun huzursuz,tahrip edici,değişken ,yıkıcı tarafı 100 yılda neredeyse 4.5 milyar yıllık mirası yedi bitirdi. Elbette dünya için yılların bir önemi yok,biz ne yaparsak yapalım o’nu yok edemeyiz. Kirletiriz,yaşanmaz bir yer haline getiririz ama sonuçta kendi kendimizi yok ederiz. O nasıl olsa bir şekilde yine dengeleri kurup,hayatına devam edecektir. Ve biliyorum ki insanlar dünyayı kendileri için yaşanmaz bir yer haline getirip,soylarını tüketeceklerdir. Bu insan ruhunun hiç kimsenin önleyemeyeceği huzursuz tarafıdır. O nedenle doğaya daha duyarlı olalım,yeşili koruyalım falan demeyeceğim. Ama fotosentez mekanizmalarına benzeyen ,en az onun kadar değerli enerji çevrim mekanizmalarına sahip biz insanların, parmağımızı oynatmak için bile güneş ve onun enerji çevrim fabrikası olan bitkiler alemine muhtaç olduğumuzu bilmenizi isterim .
Ağustos 5th, 2011 at 16:25
You are so awesome for helping me solve this mstyery.
Ağustos 6th, 2011 at 00:41
why ım so awesome! ı couldnt understand you