5 Eki 2009

neden kanser oluruz?

Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: Sağlık
Facebook'ta Paylaş

      Hepimizin hayatımızı yaşarken ,yaşam boyu bizde stres oluşturan korkularımızı da beraberimizde taşırız. Yakınlarımızı kaybetme korkusu,işimizi kaybetme korkusu,sınavlarda başarısız olma korkusu ve kişiye ve yaşa göre değişen sayısız korku ve endişeleri beraberimizde taşırız . Belli bir yaşa gelmiş pek çok kişinin hakkında çok az şey bilmesine rağmen adından öcü gibi korktuğu bu korkulardan biride kanser olma korkusu. Gerçek şu ki, çağın en korkunç hastalıklarından olan kanser ne yazık ki bugün bile hala gizemini korumakta.
     Her gün bu illet hakkında pek çok gerçek ve üzücü yaşam öykülerine tanık olmaktayız. Dünyada hiçbir hastalık yoktur ki, hemen hemen her aileyi uzaktan yakından bu kadar etkilemesin. İşte bu kadar hayatımızın bir parçası olmuş durumda kanser. Peki nedir bu hastalık .Neden bazı ailelerde hiç görülmezken bazı ailelerin baş belası oluyor. Söylendiği gibi gerçekten sigara insanı içer içmez kanser yapar mı?. İnsanlarda  nüfus arttıkça kanser vakalarının da artması sadece sayısal artışla açıklanabilir mi. Yada yediğimiz içtiğimiz şeylerin kanser yapma etkisi gerçekten bu kadar çok mu. Kanser den kaçış yok mu.  Kansere hiçbir zaman köklü bir tedavi bulunamayacakmı.İsterseniz bunlara biraz daha az teknik terim kullanarak anlatmaya çalışalım.
    Kanser en basit anlatımıyla  orada olmaması gereken bazı hücrelerin olması denebilir. Yani davetsiz bir misafir gibi. Kapınız çalınıyor ,uzaktan bir akrabanız” sizi ziyarete geldim “diyor,bir süre misafir ediyorsunuz ,sonra eşi ve çocukları geliyor.  Ardında yeni çocukları oluyor ve evde size şiddet uygulayıp ev sahibini, yani sizi evden atıyorlar. Evinizi talan ediyorlar,yıllarca oluşturduğunuz düzen ve tertip bozuluyor. O kadar çok çocukları oluyor ki artık eve sığmıyorlar. Kapıdan pencereden her yerden insanlar sarkıyor, ev apartman sokak derken tüm mahalle ve şehri ele geçiriyorlar.  Şehrin tüm yiyecek ve hayat kaynaklarını tüketip terör estiriyorlar. Sonuçta iç savaş ve yıkım.  Bu benzetme kanserin bize neler yaptığını biraz farklı bir açıdan aşağı yukarı özetliyor. Normalde evin büyükleri ,kapıyı her çalanı içeri davet etmezler. Ailesinin huzurunu bozmaları muhtemel kişileri tespit edip güvenlik kuvvetlerine teslim ederler ,ama bazen ev sahibinin dalgınlığı yada doğuştan gelen bazı değerlendirme zaafları bu kötü niyetlileri içeri alıp her yeri ele geçirecek kadar çoğalmalarına engel olamıyor
   Sigara gerçekten kanser yapar mı yoksa kanser olmanızamı yardımcı olur. Sayısız zararları olmasına rağmen sigaranın kanser yaptığını söyleyemeyiz. Ama kanser olmanıza yardımcı olur diyebiliriz. Deney ortamında bir deney hayvanına ne kadar sigara içirirseniz içirin direkt kanser yapamazsınız, değişikliğe uğramış bazı hücreleriniz olur ama hemen kanser oluşturamazsınız. Bunun sebebi genlerimizde gizli. Biz doktorlar bilimsel ve deneylerle kanıtlanmış düşüncelere her zaman rehber edinmişizdir . Burada çoğu tıp bilim insanı ,biyolojik alınyazısının genlerimizde yazılı olduğunu bilir. Yani aslında alınyazımız genlerimizde kayıtlı. Bu biyolojik alınyazısını oluşturan genlerin ruh sağlığımızı da etkilemediğini söylemek bu gün için mümkün değil. Fiziksel ve ruhsal sağlığımız bizim davranışlarımızın temelini oluşturur. Ruh sağlığı ve fiziksel sağlığı yerinde ve iyi çalışan bir insan haytta her zaman başarılı olur. O halde Kromozom dediğimiz gözle göremediğimiz protein iplikler üzerine dizilmiş farklı uzunluktaki gen sıralarımız bizi biz yapan her şeyin şifrelerini içermekte. İşte sorun da burada başlıyor ,bu bizi biz yapan küçük şeyler her zaman sağlıklı olamıyorlar ve çeşitli nedenlerle kırılmış,zayıflamış yada defolu olabiliyorlar. Bu defolu genlerin neden oluştuğu çok önemli değil. Bunu bir havuz gibi düşünün ,bu havuzda sağlam çürük yada zayıf bütün genler var. Sizi oluştururken ,bu gen havuzundan bir kepçe alıp size bir kepçe diğerine bir kepçe  dağıtıyorlar. Böylece sizin bahtınıza ne düşerse, siz o oluyorsunuz. Dua edin ki genler size üleştirilirken sağlamları gelmiş olsun,olsun ki kanserden falan korkmayın. Ama ne yazık ki bu gen havuzunda serseri mayın gibi dolaşan genler var ve bunların size denk gelmesi bir olasılık.  Ama siz oluşurken, bu genler yedekleri ile oluşur ve biri anneden diğer biri babadan gelen eş karakterli genler  gelir. Çoğunlukla sağlam olanlar görevi üstlenir ama onlarda bir yere kadar ,eğer sigarayla ,kötü beslenmeyle ,kötü havayla,radyasyonla ,ağır kimyasal maddelerle fazla haşır neşir olursanız, onlarda size küser ve görevi bırakıp meydanı yanlış hücrelere bırakırlar. Sonunda şifre yanlış okunur ve yeni bir kanseriniz olur.  Bazen ne kadar doğru şeyler yaparsanız yapın kanser den kaçamazsınız. O zaman bilin ki sizi siz yapan küçük şeyler ağır hasarlı. Neyse ki bu fazla görülmemekte. Ama kanser vakarlının sık görüldüğü bazı aileler mutlaka çok dikkatli olmalılar. Örneğin annesinde ve büyük annesinde meme kanseri vakasından kaybı olan bir bayanın, belli bir yaştan sonra meme dokusunu operasyonla aldırıp yerine silikon taktırması bir önlemdir. En azından ölmekten iyidir. Yada ailesinde sık rahim kanseri olan birinin, 40 yaşından sonra rahmini aldırması bir önlemdir.  Ama ailesinde  akciğer kanseri vakaları görülen birine” akciğerini aldır” ,diye  tavsiyede bulunamayacağımıza göre, yapılacak şey yakın takip ve zaten zayıf olan genlerimizi sigara kötü beslenme gibi faktörlerle daha da zayıflatmamak öneri olabilir.
    Pek çok hayvan grupların da zayıf olan bireyin ölüme terk edildiği ve dışlandığı ,yada bir sürüdeki erkek liderin tüm dişilerin döllenmesinde baskın  rol üstlendiği bilinir . Bu genellikle en güçlü ve en sağlıklı erkek bireyden oluşur ve muhtemel zayıf genler ortak gen havuzuna giremez. Ve dolayısıyla kanser vakaları da insanlar kadar sık görülmez.     Ancak insanlar da üreme bu şekilde yürümüyor. En azından şimdilik. Hayat şatlarının ve tıbbın giderek ilerlemesi hasta insanlar ve muhtemel hastalıklı genlerinde ortak havuzda gitgide daha fazla çoğalmasına neden oluyor. Yani kanser çağımızın kaçınılmaz gerçeği olmaya devam ediyor. Yakın gelecekte (20-30 yıl) ,kanserin tamamen hiç oluşmadan önleneceğine kesinlikle inanıyorum. Bu işi genetikçilerin üstleneceği ve herkesin muhtemel alınyazısını çıkartıp ellerine verecekleri günler çok uzak değil. Hasarlı genlerin temizlenmesi için doğru protein ve enzimlerin kullanılacağından neredeyse eminim. Gelecek bu ve bunun gibi pek çok hastalıkta genetikçilerin ellerinde gibi gözüküyor.
    Sonuç olarak” kanserden korkma geç kalmaktan kork” bu gün için hala geçerliliğini korusa da, yakın gelecekte bunun hiç bir önemi kalmayacağı belli. Tabii bu ilerde sınırsız sigara içmeniz anlamına gelmiyor çünkü sigaranın kanser dışında hiçbir genetikçinin çözemeyeceği ağır hastalıkların direkt nedeni olduğunu bilmenizi isterim. Yediğinize içtiğinize dikaat etmeniz dileği ile.

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yazdığım yorumun bu sayfada yayınlanmasında sakınca görmüyorum...