patolojik avrupa siyasi düşüncesi(23.03.2011)
Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: GüncelFacebook'ta Paylaş
Son iki bin yıldır dünyanın başına bela olan Avrupa emperyalismi ve onun patolojik,emredici,aşağılayıcı ve iki yüzlü demokrasisi yine iş başında. Eğer Avrupa ırklarının oluşturduğu bir ülke,başka bir ülkeye insan hakları ve demokrasiden bahsederek geliyorsa,vay o ülkenin başına geleceklere. Bu Fransa olur,İngiltere olur,Almanya olur,ispanya olur veya bu ırkların oluşturduğu Amerika olur fark etmez. Bahane hep aynıdır,insan hakları ihlalleri,demokratik yönetim zaafları vs. Son günlerde Afrika kıtasında sergilenen küstah ve cüretkar siyasetin Avrupanın bu bitmez, tükenmez,doyurulmaz emperyalist düşünce geleneğinin bu yüzyılda bile nerelere geldiğini göstermesi bakımından ibret verici. Dünyada sömürülen,ezilen,katledilen binlerce insan ve halk için müdahaleyi meşru kılan kriterler nedir, Avrupa ve Amerika için. Tibette,bosnada ,yemende ve hatta orta afrikanın bir çok kabile devletlerinde insan hakları ihlalleri günlük rutinler arasında gerçekleşirken neredelerdi. Yeryüzünün gördüğü en büyük asimilasyonu yapan ispanyollar ve portekizliler şimdi ne yüzle libyaya adaleti getirmekten bahsedebilirler. Ülkelerine taşıdıkları kanlı hazineler yetmedimi. ingiltere anadoluda sebep olduğu binlerce insanımızın vebalini ödedimiki. ya almanyaya ne demeli,50 milyon insanın hayatı ile ödediği dünya savaşlarının baş kahramanı olarak. uzağa gitmeye ne gerek var ,ırakta artık mutluluk ve barış yokmu,ölen 3 milyona yakın insanı saymazsak. Acaba bu ülkeler bir tür doğal seleksiyon görevinimi üstlendiler insan ırkı için. Dünya nüfusunu dengelemeye mi çalışıyorlar kendilerince. Dünyanın jandarması olma görevini kim verdi bunlara. O halde son iki bin yıldır dünyanın her karışını sömürüp,adeta bir hırsız gibi bölgelerin kaynaklarını ülkelerine taşıyan bu patolojik ırkın,patolojik düşünce yapısı niye halen egemen. Ve bu düşüncenin karşısında mağlup olmadan,dünyanın halen görüp göreceği tek başarılı savaşı kazanmış olan bu ülkenin kurucularına neden hala saygısızlık yapılıyor.
Akp yönetiminin bu emperyalistler karşısında, Libya konusundaki tutumlarını takdir etmeye mecburuz. Ve ne yazık ki Atatürk ün partisi olduğunu iddia eden ve benimde tarafı olduğum bir siyasi geleneğin temsilcilerinin son gelişmelerden bir haber,zayıf,bilgisiz ve 3. sınıf politikalarından utandığımı da belirtmek isterim. Cumhuriyetin güvencesi olduğunu söyleyen bir parti liderinin,Fransa ve diğer patolojik Avrupa davranışları sergileyen müttefiklerine muhalefetteyken bile tek laf söyleyememesi utanç vericidir. Libyada,mısırda,yemende,tunusda,ve hatta diğer bazı Müslüman Afrika ülkelerinde olanlar,bu coğrafyada yeni bir sürecin başlatıldığının kanıtı gibi görülmekte.
Patolojik emperyalist düşüncenin mimarı Avrupalı siyasetçilerin ve dış politikalarına yön veren agresif bürokratlarının ,1. dünya savaşında ve sonrasındaki ulusal kurtuluş savaşında ne kadar aç gözlü ve acımasız olduğunu hep birlikte gördük,okuduk. Şimdi o mücadelenin ancak binde biri ile karşı karşıya olduğunu düşündüğüm akp yönetiminin, her seferinde Atatürk ve arkadaşlarının başardığı büyük siyasi ve askeri başarıları küçük görme alışkanlığından vazgeçmelerini umarım. Bitmiş,tükenmiş bir ülkenin , bu doymak bilmez emperyalist düşünceyle başa çıkmasının ne kadar zor bir iş olduğunu belki şimdi daha iyi anlarlar. Bu yüzyılda bile,bu aç gözlü politik ve sömürgeci düşünce ile baş etmenin ne kadar zor olduğu görülüyorken,yerleşmiş hiçbir siyasi,milli,endüstriyel geleneği olmayan bir halk, bu büyük savaşı ve sonrasında büyük bir devrimi başarmış. Ne yazık ki bağırmaktan,böğürmekten başka mahareti olmayan muhalefet partileri ise gündemin çok gerilerinde ,iş edindikleri ve ekmek parası olarak gördükleri parti işi ile kendilerini avutmaya ve halkı aptal yerine koymaya devam etmektedirler.
Akp nin “Türkiye Libya halkına silah çekmeyecektir” söylemi –eğer altında başka bir pazarlık yoksa-nato çerçevesinde bile olsa son yıllarda duyduğum en net siyasi duruştur. Yaz tatilinde askerlik planlayanlar,ülke bölünmenin arifesindeyken açılıma ortak olmaya çalışanlar,Türkiyenin değişmez anayasa maddelerini değiştirmekte bir tehlike görmeyenlere iki çift laf edemeyenler varken,zaten muhalefetten bahsetmek abes olur. Türk halkının ne kadar büyük bir devrim gerçekleştirdiğini çocuklarımıza anlatamadığımız için,okullarda hala Fransız devriminin büyüklüğü anlatılmakta. Halen devrim deyince akla Chevera,Fidel kastro geliyorsa-hiçbir şey başaramamalarına rağmen- Atatürk deyince” bir koyunu bile güdemeyen” yakıştırmaları yapanlar elbette bu ülkede eğitimci olurlar. Son Libya ve ırak sürecinin emperyalist ve sömürgeci düşüncenin hiçbir zaman yok olmayacağını ve baş etmenin ne kadar zor bir kanser olduğunu, belki akp yöneticilerine anlatıp,cumhuriyetin kazandığı bu savaşın değerini batı hayranı halkımıza daha iyi anlatmamız konusunda fırsat oluşturacağını umuyorum. Çünkü şu anda dış politikayı yapanlar en iyi kıyaslamayı yaparlar diye düşünüyorum. İnşallah onlarda yakın tarihteki ataları gibi,ülkeyi bu pirana sürüsünden uzak tutma başarısını gösterirler.
Yorum Yap,Fikrini Paylaş