8 Eyl 2009

son 24 saat-kısa hikaye

Yazar: Dr. Atilla BARKAN | Kategori: Yaşam
Facebook'ta Paylaş

SON 24 SAAT

 

 

    Oturma odasındaki rahat koltuğa kendimi atıp,televizyonun karşısında akşam yemeği hazır oluncaya kadar şekerleme yapma hayali ile kapıdan içeri adım attığımda ,aynı zamanda bu dünyadaki son 24 saatime adım attığımı bilemezdim elbet. Pek çok akşam olduğu gibi o akşamda ,sakin geçen akşam yemeğinden sonra,bir iki saat televizyon karşısında oyalandım.Göz kapaklarım yavaş yavaş yatma vaktinin geldiği sinyallerini beynime ulaştırdığında saat daha 10 30 bile olmamıştı. Yatmaya pekte alışkın olmadığım bir saat olmasına rağmen bir anda kendimi üst kattaki yatak odasında buldum. Daha kafamı yastığa götürürken uyuyacağımı düşünürken,hiç de öyle olmadı. Yatakta kafamı bir sağa bir sola döndürürken bu gece bir tuhaflık olacağını hissettim sanki. Uyuyamayacağımı düşünüp aşağı salona inmeyi düşünürken,sanki arkamda bir şeylerin olduğu hissi ile ürperdim bir anda. Son kez kafamı kaldırıp sola döndüğümde yastığımı paylaşan o yüzle göz göze geldim ve o ağustos gecesinin sıcağında adeta kanımım donduğunu hissettim. Gülümseyen bu yüz aniden gözlerini açıp doğrudan beynime bakıyordu . Sanki felç olmuştum ellerimi kollarımı bacaklarımı oynatamıyordum ve ilk ses ondan geldiğinde dudakları oynamıyordu ama onu beynimde işitebiliyordum.

-Merhaba Atilla,dedi

-adımı nerden biliyorsun beni nereden tanıyorsun, diye cevap verdiğimde bende ağzımı oynatmamıştım ama söylediğimi hem ben hem de onun işittiğini çok geçmeden anladım

-Korkmana hiç gerek yok Atilla,ben şu an yaşamakta olduğun bir rüya veya halüsinasyon değilim. Yakında seninde üyesi olacağın evrenin farklı bir boyutundayım. Sana hem çok yakınım hem çok uzak,ama senin için buradayım ve sana bazı haberlerim var

-Haber mi,yani sen şimdi evrenin bilmem hangi boyutundan,dünyada onca insan dururken

bana özel haberlerin olduğunu mu söylüyorsun.

-Evet Atilla tamda öyle söylüyorum hem de bir değil iki haberim var birisi iyi birisi bakış açısına göre iyi de olabilir kötüde. İyi olan şu ki şu anda yaşadıkların dünyada çok az insanın yaşadığı ve yaşayacağı bir diğer boyut bağlantısı. Sizin değiminizle “öteki dünya” bağlantısı. Yani sen bu gece anlıyorsun ki bu dünyadan farklı bir dünya daha varmış. Böylece binlerce yıldır  merak edilen bir sorunun  cevabını sen artık artık biliyorsun. Kötü olan şu ki ,yani senin açından ,bu cevabı sadece 24 saat bileceksin .

-Nasıl yani, 24 saat sonra cevabı unutacak mıyım

-tam olarak öyle değil

-Nasıl tam olarak öyle değil

-Bir kalp krizi geçireceksin ve ne yazık ki boyut değiştireceksin

-ne boyutu ya öleceksin desene şuna

-biyolojik olarak evet ama teknik olarak yaşaman gereken tarafın yaşayacak,yani seni sen yapan her şey anıların düşüncelerin hislerin sizin ruh dediğiniz asıl sen serbest kalacak

-biz burada buna teknik olarak muhtarlığı kazandın diyoruz,öteki tarafta olduğu rivayet edilen tahtalı köy muhtarlığı. Peki bu ne zaman olacak yani enfarktüs yani kalp krizi

-yarın gece uykuda,çok sessiz olacak

-Yarın gece yolculuk var bavulunu topla diyorsun yani. Ne almam gerekiyor yanıma,orası nasıl, kışlık bir şeyler mi alayım yoksa kısa kollumu,tıraş takımıma gerek var mı,yol uzun galiba ağrı kesici falan gerekiyor mu?

-bakıyorum da korkuyu atlattın espri bile yapıyorsun

-Takdir edersin ki her gün öteki dünyaya davet almıyorum,kimyam bozuldu biraz. Peki neden ben

-Sen bu yıl ki 1 milyarıncı müşterimizsin, bonus olarak sana extra 24 saat ayrıca son gününden haberdar olman için de son gün uyarısı veriyoruz.

-hı

-Tamam şakaydı bütün esprileri sen mi yapacaksın

-Aman dikkat et cem yılmaza da verecekseniz bu bonus dan,daha kötü espri yapan biri görevlendirilsin çünkü karşılıklı espri yapacağım diye yataktan çıkamazsınız.

-Neden ben diye bir şey yok sadece sen değilsin son 24 saatini haber alan. Görmesini ve hissetmesini bilen pek çok insan yaşadı bunu,ayrıca biz seçmedik seni sen bizi davet ettin. Evrendeki her şey tanrının bir parçası,yani evren zaten tanrı. Sen de bu evrenden farklı bir alemde yaşamıyorsun. Onu hissetmek için kurallara tabi değilsin,yeterince güçlü hissedersen zaten ulaşırsın. Sen hayatın boyunca ona saygı duydun,sıradan bir böceğe bile saygı duydun,paranı fakirlerle paylaştın,ağaç diktin onları suladın,herkese zengin fakir güçlü zayıf

demeden yardım ettin.kalp kırmamaya çalıştın,insanlara gülümsedin,kibir yapmadın alçak gönüllü oldun, insanların gözlerine değil gözlerinin arkasına baktın,hep öğrenmeye çalıştın, kimsenin arkasından fena sözler söylememeye çalıştın, kısacası  asıl sen tanrıyla her gün yaşadın ve zaaflarını kabul ettin,bunların hepsi zaten bir mesajdı.Unutma bir demet gülde bile tanrıyı bulabilirsin. Şimdi ellerimle gözlerini kapatacağım ve yarın son 24 saatine uyanacak-sın

    Cıvıl cıvıl kuş seslerinin açık pencereden süzülüp kulağıma ulaştığı o gecenin sabahında hatırladığım ilk şey dün gece rüyamda gözlerimi kapatan o ellerdi. Yataktan yavaş yavaş doğrulup ayaklarımı yatağın kenarına getirdiğimde komidinin üzerindeki bir demet gül dikkatimi çekti. Acaba sabah erkenden Nuran kalkıp neden gül toplasın ki bahçeden diye düşündüm. Merdivenlerden aşağıya inerken Nuran kapıdan çıkmak üzereydi.

-         Atilla çok geç kaldım,benim hemen çıkmam lazım sen kahvaltını yapar çıkarsın dedi

-         Tamam dedim

-         Bu arada sen ne zaman kalktın da sabah  bahçeden gül topladın dediğinde,adeta zaman durdu,dipsiz bir kuyuya doğru yuvarlandığımı hissettim. Bir anda kalbim deli gibi çarpmaya başladı. Nuran kapıyı kapatma sesini bile duymamışım.

Dün gece yaşananlar bir rüya değildi demek. Bir demet gülde bile tanrıyı bulabilirsin derken ,yarın sabah bunları yaşatacağını biliyordu. Bu şu demek artık  gerçekten son 24 saatime girdim ve bu gece kalp krizi geçireceğim. Ve yarın burada olmayacağım. Kahvaltı masasına zor güç oturabildim. Tanrım bu masaya son oturuşum,masanın üzerindeki bal kavanozu ,peynir tabağı ve mis gibi taze demli çay hiç bu kadar güzel görünmemişti. Her sabah  acele ile yapılan güzelim sabah kahvaltısı için artık vakit olmaması ne kadar acı. Oysa bir 24 saat değil de 24 yılım daha olsa her gün bir şölen tadında yapardım kahvaltı-mı ama artık yarın bu saatlerde çok uzaklarda olacağım. Çıkacağım son yolculuk öncesi iş arkadaşlarımı ,gelip geçtiğim sokakları son bir kez görmek için dışarı çıkmalıyım. İşte ayakkabılarım ,hiç şikayet etmeden beni istediğim yere götürdün hep ama yarın bu saatlerde artık içini kimse dolduramayacak. Galiba yarın olmadan ben akılımı kaçıracağım çünkü ayakkabı ile bile konuşmaya başladım. Sevgili yeşil çimenlerim siz yarın güneşli güzel bir güne kucak açarken ben bunu paylaşamayacağım sizinle. Ama siz daha yıllarca

Hayat kaynağınız güneş ve su ile yaşamaya devam edeceksiniz,sizi bile kıskanıyorum. Çam ağaçlarım,söğüt ağaçlarım hafif rüzgarla binlerce yaprağınızı sallıyorsunuz sanki veda eder gibi.

       Galiba öteki boyutta arabaya ihtiyacım olmayacak. Artık zamanı yakalamak gibi bir sorunum olmadığına göre hızlı gitmenin de bir anlamı yok. İşe 5 veya 10 dakika erken gitsem ne olacak.. Aslında hayatımın her döneminde aceleci olmadım daima sakin ve dengeli yaşamaya  çalıştım ama  bugün çok daha sakinim nedense. Trafik lambasındaki gördüğüm kırmızı ışık bile sinirlendirmiyor.ışıktaki kırmızıya doyasıya bakıyorum. Kırmızının sarı ve yeşil ile uyumu bile yıllardır sadece yeşile odaklanmış gözlerimde mutluluk veriyor. Peki kırmızı ışıkta beklerken telaşlı ve aceleci adımlarla bir yerlere yetişmeye çalışan yayalara ne demeli. Yetişmeye çalıştıkları yerler hayatları boyunca asla bitmeyecek,ve hızlı adımlarla yol alırken güneşi rüzgarı yaprakları insanların yüzlerini kısaca hayatı hep erteleyecekler. Yüzyıllardır kimse bir yerlere yetişemedi,bakın ben daha yıllarca aranızda olacağımı sanırken yarın uzun bir yolculuğa çıkıyorum,lütfen yaşadığınız her anın kıymetini bilin demek isterdim. Evrenin ve dünyanın zaman sorunu yok. Amarika  ve Avrupa kıtası yılda 2.5 cm birbirinden uzaklaştığında bu size komik bir ölçü gibi görünebilir ama bir milyon yıl sonra mesafenin ne kadar açılacağını hesap edebilirseniz hayatınız için size verilen sürenin ne kadar zavallı olduğunu daha iyi anlarsınız. Onun  için hızlandıracağınız her adım sizi ancak kaçınılmaz sona biraz daha çabuk yaklaştırır. Boşuna acele etmeyin. İşte cam silen bir çocuk daha. Benim değersiz araba camımı silen kalem tutması gereken o güzel ellere bugün biraz daha fazla para verebilirim. Nasılsa bu kağıt parçaları atık bir şeye yaramayacak . İş yerime yaklaşırken 10 yıldır önünden geçtiğim sur taşları bile yerinde dururken ben olmayacağım. O taşlar ki yüzyıllardır önünden geçen nice insanı gördü,nice aşklara tanıklık etti. Adeta tarihin canlı tanıkları gibi önünden geçip giden insanlar değişti,kıyafetler değişti,araçlar değişti,sorunlar değişti ama onlar hep oradaydı şimdi beni de yolcu ediyorlar sanki.İşyerime geçip oturduğumda yarın yapmayı düşündüğüm bir çok şeyi yapamayacağımı düşünmek çok üzücü. Daha Nuran a ve kızıma bile söylemedim yarın onlardan ayrılacağımı. Bu nasıl söylenir ki .bu kez 1-2 günlük Ankara iş seyahatleri gibi olmayacak gidişim. Kapıdan çıkarken 2 gün sonra dönmeyeceğimi bilerek sonsuzluğa giden bir seferin yolcusu olduğum nasıl söylenir. Bu gece beraberliğimizin son akşamı yarın artık yeni ve bensiz bir hayata başlayacaksınız desem herhalde asla bana inanmazlar. En iyisi bunu söyleyip söylemeyeceğime eve dönerken karar vereyim. Hay Allah kız içinde iyi olmayacak. Tamda üniversiteye hazırlandığı yıl babasını kaybetmenin stresi başarısını çok kötü etkileyecek. Oysa huzurlu ve sorunsuz bir yıl geçirmesi gerekirken.

   Pek çok dostum içinde beklenmedik bir olay olacak bu enfarktüs olayı.”adam her gün spor yapıyordu .sigara içmiyordu ,düzenli besleniyordu” diyecekler. Evet akşam bir yerlere 2 satır not bırakayım da bari şüpheli ölüm diye otopsi falan yapmasınlar.

   Yarın sabah da Pazar. Normalde yarın benim bahçe işleri ile ilgilenme günüm. Sabah kalkıp güzel bir kahvaltıdan sonra bahçede ki çimler güller ve diğer ağaçlarla uğraşmam gerekirken bir sürü bağrışmalar feryatlar olacak. Acaba eve dönerken bir direğe toslayıp trafik kazası mı geçirsem. Nasılsa yarın bu iş bitecek  ha şimdi olmuş ha gece olmuş. Ama son 24 saati haber verip bunu öğrenmemi sağlayan güç buna izin verir mi. Bence bu iyi bir fikir değil. Sonuçta yatağımda sakin ve sessiz bir veda daha iyi gibi geliyor bana.

    Bütün dostlarımı tek tek gördüm galiba bugün.  Görmediklerim kaldıysa da onları da cenazede görürüm umarım. Nasıl bir şey olacak cenazem bilmiyorum ama geride kalbini kırdığım kimse bırakmamışımdır. Beni tanıyan herkes ile kötü olarak hatırlayacakları bir anı bırakmamışımdır umarım. Eve dönmek her zaman güzel olmuştur benim için ama bugün geçtiğim yollardan yarın geçemeyeceğimi bilmek biraz kalbimi sıkıştırıyor. En iyisi markete uğrayıp biraz sebze meyve alayım. Şöyle on beş gün yetecek kadar alırsam bir süre ev sakinleşinceye kadar yeter. Nuran “gene bir sürü şey almışsın “ diyecek ama olsun telaşe içinde bunlara vakit bulamaz. Neyse eve geldim , arabayı şöyle duvara iyice yanaştırayım nede olsa uzun süre yerinden oynamayacağını düşünüyorum. Evin önü de hep yaprak olmuş birazdan bunları temizlesem iyi olacak. Yarın cenazem çıkarken etrafda sorun oluşturmasınlar.

   Son kez basıyorum zile. Nuran ın ayak seslerini duyuyorum işte kapıyı açtı

 -merhaba Nuran

 -merhaba ,hoş geldin nasılsın

 -hiç bu kadar iyi olmamıştım demeyi isterdim ama

 - nasıl yani

 -ayça yok mu evde

 - hayır bugün arkadaşında kalacakmış

 -hay Allah aksiliğe bak,çok kötü oldu bu ama

 -ders çalışacaklarmış arkadaşı ile

 -tamam iyi o zaman

        Bu hem iyi oldu hem de kötü. Sabah olacak feryat figan karışıklığı yaşamayacak olması iyi. Ama son kez göremeyecek olmam pek iyi olmadı. Yanaklarından dudaklarından öpücük alıp içimden elveda kızım deyip sarılmak isterdim ama olmadı. Bir dahaki sefere desem çok saçma olur galiba.

  Yemekte Nuran

-         Atilla yarın 10 a kadar yatacağım ,dedi

-         İyi bende baya bir uzun uyumayı düşünüyorum,sonsuza kadar falan ,dedim

-         İyi ama ben o kadar fazla uyumayı düşünmüyorum,kahvaltıyı hazırlayınca seni uyandırırım

-         İnşallah uyanırım

-         Nasıl yani

-         Uyanmazsam ne yaparsın yani mesela uykuda bir kalp krizi falan geçirsem

-         Olmayacak şeylerden bahsetmesen iyi olur,zaten sizin sülale ölmek bilmiyor,daha bu yaşta ne kalp kriziymiş bu.

-         Olur ya olsa ne yaparsın

-         Hiçbir şey yapmam çünkü böyle bir şey olmayacak

-         Eğer bir gün böyle bir şey olursa,önce sakin ol. Sonra 112 acili ara ve onlar gelene kadar hiçbir şey yapma. Şunu bil ki artık benim için sorun kalmamıştır. Ve bu dünyaya ait büyük sorunun cevabını artık öğrenmişimdir. Yasını yaşayacaksan yaşa ama 6 aydan fazla sürmesin.Tamam mı

-         Tabiî ki tamam değil. Bahsettiğin şey basit bir tiyatro sahnesi değil. Ve bu söylediklerin öyle kolayca yapılacak şeyler değil

               Derken telefon sesi ile konuşmamız yarım kaldı….

 

-         Arayan kim Nuran

-         Ayça

-         Seninle konuşmak istiyormuş

-         Benimle mi tamam ver

-         Alo kızım

-         Baba merhaba nasılsın

-         İyiyim kızım sen nasılsın

-         Bende iyiyim baba,baba ayın 19 u snin için neyi ifade ediyor

-         Bilmem,bişey mi ifade etmesi gerekiyor kızım

-         Pes doğrusu baba,anneme de sana da pes

-         Ne oldu ki ne yaptık şimdi biz

-         Baba dün gece geç saatlere kadar odamda ders çalıştım biliyorsun.  Sen ve annem belki hatırlarsınız diye son ana kadar bekledim,ama sonra masanın başında uyuyup kalmışım. Uyandığımda ikinizde yatıp uyumuşsunuz. Hatta sen” sen de kimsin” diye sayıklıyordun. Artık uyandıramadım.

-         Kızım ne oldu dün gece çatlatma adamı

-         Baba dün annemle senin 20 evlilik yıldönümünüz değimliydi,nasıl unutursunuz böyle bir şeyi

-         Eyvah haklısın kızım .unutulacak bir şey gibi gözükmüyor ama Allahtan yalnız ben unutmamışım,yoksa bu unutkanlık beni kesin idama götürürdü.

-         Baba sana ve anneme bir hediye alamadım,derslerden fırsat bulamadım,bende dün gece size bahçeden bir demet gül toplayıp baş ucunuza koydum ama sabah erken gittiğiniz için söylemeye fırsat bulamadım,nice mutlu yıldönümleri dileim baba

-         ……

-         Baba

-         ……

-         Baba ordamısın,alo,baba ne oldu cevap versene

-         Gül demetini sen mi koymuştun

-         Affet baba  daha güzel bir şeyler almak isterdim ama malum öğrenciyiz işte

-         Olur mu kızım sen bana verilebilecek en güzel hediyeyi verdin

-         Güller mi

-         Evet yani hayır,neyse verdiğin yeni hayatım için teşekkürler

-         Baba sen iyimisin,hiçbir şey anlayamadım son dediklerinden

-         İyiyim kızım yalnız bir daha uykumda sayıklarken görürsen lütfen uyandır

-         Şimdi bunun konuyla ne ilgisi var baba

-         Hadi kızım ben seni daha fazla oyalamayayım Heline selam söyle,yarn görüşürüz

                      

 

                    Hayatınızda size sıkıntı verdiğini düşündüğünüz bütün küçük ve önemsiz ayrıntılara dikkat edin. Hayat ilkelerinizi iyi belirleyin ve bunlara uymaya çalışın. Sakin olun ve sakin yaşamaya çalışın. Kaybedeceğinizi sandığınız şeyler sandığınız kadar büyük değil. Büyük İskender dünyanın hakimiydi, pek çok kral ve sultan varlık ve ihtişam içinde yaşadı,kaptan cousto pek çoğumuzun hayal bile edemeyeceği dünyaları keşfetti ve tanığı oldu,amundsen dünyanın kutuplarına gitti ve sonsuz karanlık ve ıssızlığın tanıklarından oldu,binlece yıldır insanlar günlük kaygıları,stresleri ve endişeleri ile yaşadı. Ama hiç biri tarihe sorunsuz ve mutlu yaşamın formülünü bulan insan diye geçmedi. Bin yıl önce iyi ve soylu bir at pek çok insanın hayal bile edemeyeceği kıymetlerden biriyken,bugün sadece eğlence amaçlı kıymeti olan günlük hayatta hiçbir pratik kıymeti olmayan nesne durumunda. Onun yerine tam dolu bir doğal gaz kartı olsa daha iyi.

    Uçak seyahati yapanlar bilirler. 8 – 10 bin  mt yukarıdan aşağıya baktığınızda hayatınızı harcadığınız 100 mt2 bir evin bulunduğu toprak parçası ile 10 km ötedeki şehrin dışındaki  toprak parçası arasında coğrafi olarak hiçbir fark yoktur. Peki o zaman neden değerli hayatımızı her gün bin bir türlü eziyet içinde harcayıp o evi veya dükkanı almaya çalışıyoruz. Yukardan baktığınızda ardaki fark 10 km. bu mesafe için ömür harcanır mı. Bunun sebebi şu ,insan birlikte yaşamak için bunca eziyete katlanıyor,o beton yığınlarına o kıymeti kazandıran sizler ,bizler ,yani hepimiz. Bizler olmadan o beton yığınları ve o tenekeden tekerlekli araçlar hiçbir şey ifade etmiyor. Birlikte olmanın kıymetini bilin.birbirinize saygılı olun. Bu toplumda her şeyin ve herkesin ayrı ayrı önemi var. Asla uzun vadeli planlar yapmayın ve küçük şeylerden mutlu olmanın yollarını arayın. Tekrar görüşmek dileği ile..

9 Yorum “son 24 saat-kısa hikaye”

  1. edoss diyor ki:

    hocam çok kötüyüm bunu okurken ağladım ve hala ağlıyorum hiç bi yorum yazamıyorummm:((((((((((((((

  2. Ramazan KOCAKAYA diyor ki:

    Hocam yazınız beni benden aldı desem yalan olmaz.
    Bütün içtenliğimle söyliyorum bir çok yazara taş çıkaracak bir hayal gücüyle yazmışsınız. Emin olunuz ki, kitap yazarsanız büyük bir okur kitleniz olacaktır.

    Bahsettiğiniz konuyu kim kaç kere düşünür bu hayatta? Düşünmesini bilir ama işine gelmez. Sonralara kalır hep böyle şeyler. Özellikle sizinde söylediğiniz gibi büyük hedefler hep engeldir bunlara. Neden aza kanaat getirmez insan? Çünkü nefsine yenilr. Egosuna boyun eğer. Bencilliği iyilik yapmasına engeldir!
    Bu yazıyı okuyan kızınız ve eşiniz göz yaşlarına hakim olabilecekler mi çok merak ediyorum doğrusu…
    Ölüm en büyük hakikat. Bunun farkında olmayan insanların çoğunluğuna rağmen!
    Ölümü ölmeyi çok güzel anlatmışsınız. Acıklı olsa da çok güzel. Öleceğimizi bilmek daha doğrusu ölümün yeni bir hayatın başlangıcı olduğunu bilmemiz çok güzel.
    Yazınızı gözlerini para hırsı bürümüş, dünyadaki bahsettiğiniz gibi küçük evlerle, küçük hanelerle ve daha bir çok kendilerine büyük gelen küçük dünyevi varlıkların peşine düşenlerinde görmesini diliyorum.
    Ölüme bir çare?
    Maalesef…
    Tıpkı şairin dediği gibi; ” Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan …”

  3. karpediem diyor ki:

    Günaydın hocam
    Yazıyı bugün okudum. Mükemmel yazmışsınız. Hayal edilmesi çok zor ve bi o kadar ürpertici. Okurken bile acaba dedim kendi kendime…
    Çoğumuz hayatımızın değerini, elimizdekilerin kıymetini hiç bilmiyoruz. Hikayeyi okurken yazdıklarınız gözümde canlandı tüyler ürperten bir yazıydı. Yaşamak güzel her şeye rağmen.
    YENİ YAZILARI OKUMAK DİLEĞİYLE…

  4. metin diyor ki:

    Hocam…!
    Hikayeniz beni benden aldı.bu anlatığınız hikaye yaşanmış bir olayda diye bilirim,şuan kendime gelmeye çalışıyorum beni tahmin edemeyeceyiniz kadar çok etkilendim,üniversiteye hazırlık sırasında babasını kaybetmenin ne kadar kötü olduğunuve hayatın nasıl alt üst ettiğini bilirim.Hikayenizden çıkarılması gereken çok şey var.bizler küçük paralarla çok büyük şeyler yapıyoruz ve bunu sizden öyreniyoruz tşk ler hocam.sayenızde arkadaşlarımızla birlikte olmanın ne kadar güzel olduğunu anlamaya başladık.
    dünya malı dünyada kalır:::))

  5. SEZGİN diyor ki:

    !!! KARANLIK BİR ODADA KALMIŞ BİR İNSAN AYDINLIK YARINLARA ULAŞMAYI NE KADAR İSTİYORSA İNANIN SİZİN BU GÜZEL DÜŞÜNCELERİNİZ VE YAŞANMIŞ OLAYLARI OKURKEN KARANLIKTA KALMAYI DEGİLDE AYDIN GİBİ YARINLARI HASRETLE KOLUYORUM…BU GÜZEL DÜŞÜNCELERİ BANA YAŞATIĞINIZ İÇİN TŞK EDERİM HOCAM HAYAT NE KADAR ACI’DA OLSA SİZİNLE BİRLİKTE OLDUKTAN SONRA ACI OLAN HERŞEY TATLI OLARAK AKLIMDA KALIR…

  6. mehmet_guzelsoy diyor ki:

    HAYAT HERŞEYE RAĞMEN YAŞAMAYA DEĞER… YARINLARIN UMUT VE MUTLULUK GETİRMESİ DİLEĞİYLE…

  7. pakize diyor ki:

    AY HOCAM…
    ÇOK DUYGULANDIM, BİRAN KENDİMİ OLAYLARI YAŞIYOR ZANNETTİM VE ÇOK AĞLADIM ÇÜNKÜ SİZİ DİĞER DÜNYADAN MEKTUP GÖNDERMİŞSİNİZ GİBİ HİSSETTİM İYİKİ DE BİR RÜYAYMIŞ DEDİM VE KENDİ KENDİME EY BE AYÇA AZ KALDI ATİLLA BABANIN YÜREĞİNE İNDİRECEKTİN DEDİM….

  8. sultan diyor ki:

    HOCAM YAZINIZI OKURKEN BİRAN KENDİMİ SÜRÜKLEYİCİ BİR ROMAN OKUYOR GİBİ HİSSETTİM. HAYATIN GÜZELLİKLERİNİN FARKINA VARMAK İÇİN İLLAKİ BİRŞEYLERİN OLMASI MI GEREKİYOR ELLİMİZDEKİLERİN KIYMETİNİ BİLELİM. ÖRNEK ALINABİLECEK Bİ BÜYÜĞÜMÜZSÜNÜZ

  9. ÖZLEM KUAFÖR SLM LAR:) diyor ki:

    hocamm yeter artık hakkınızı gasp ediyonuz yaaaaa şu düşüncelerinizi bayalıyorum yarıtıcılıgınızla muhteşemsiniz biz şizi çok ii biyiliyoruz ve sizi çok ii tanıyoruz ki bir çogumuz sayenizde birşeylerin farkına varabildik.LTF ARTIK DÜNYAYA AÇILIP BİR KİTAP YAZARI OLUNUZ…:)Kİ EMİNİM REKORTMEN OLURSUNUZ……!!!!!

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yazdığım yorumun bu sayfada yayınlanmasında sakınca görmüyorum...